Ayşegül ile 2011 yılında başladığımız, zaman zaman uzun aralar vererek ilerlediğimiz koçluk görüşmelerinin hikayesini ve kendisinin adım adım neleri başardığını bu bölümde okuyabilirsiniz. Bu yazılar, bölümler halinde farklı mecralarda yayınlandı.

Artık ruhum, bedenim ve zihnim bana zarar verecek her şeyi reddediyor…

Merhaba arkadaşlar! Yaşam koçu Hakan Arabacıoğlu ile kişisel gelişim yolculuğum devam ediyor. Bu serüvende bizi takip eden arkadaşlardan Özlem Sarıdoğan, panik atakla ilgili yaşadığım değişimle ilgili ayrıntılı bilgi istemiş. Seve seve veririm. Çok yaygın yaşandığını ve çok miktarda ilaç kullanıldığını biliyorum. Herkesin benim gibi ilaçtan kurtulabileceğine de eminim.

2007 yılının sonbaharında panik atakla tanıştım.Tabii o zaman teşhisin panik atak olduğunu bilmiyordum. Nabzım hızlandı, başım döndü, midem bulandı ve soğuk terler dökmeye başladım. Hemen Moda'daki doktorumuzu çağırdık. Ayrıntılı olarak muayene etti, bir şey bulamadı. Galiba bir kerede otomobilde böyle bir şey yaşamıştım. Kısa bir süre sonra evde yalnızken aynı şey oldu ancak bu kez başka bir şey eşlik ediyordu. Ölesiye korkuyordum, hem de çıldırmaktan. Evet akıl sağlığımı o an kaybetmekten korktum.

Kardeşimi aradım, komşumuzu çağırdım, sonra hastaneye gittim. Sakinleştirici bir iğne yapıldı ve panik ataklı arkadaşların bildiği ilaçlardan biri verildi. O dönem, işsiz kaldığım, ödemelerimi güçlükle yaptığım ve de benimle evlenmek isteyen adamın alkol müptelası çıktığı günlerdi. Herkes sıkıntılarımın beni bunalttığını düşündü. Tam bu dönemde babamı kaybettim. Bu beni daha da yaraladı. Artık evde yalnız kalamaz, yalnız dışarı çıkamaz, herhangi bir araca binemez olmuştum.

Neyse ki aynı günlerde kardeşim ve 2 küçük yeğenim bana taşındı. Yalnızlıktan kalabalık aileye geçiş yaşadım. İlaçlarıma devam ettim. 2 yıl kullandım. İlaç kullanmanın sonu yoktu. Dozunu düşürerek, doktor kontrolünde ilacı bıraktım. Panik atak yaşayan arkadaşlar bilir, insan hep tetikte bekler. Acaba şimdi ne olacak, bana ne olacak diye. Bu soruları zihnimden uzaklaştırmaya gayret ettim, ama ne mümkün. Psikolog desteğinin yararlı olacağını düşündüm, gerçekten de faydalı oldu. Panik Atak Derneği ile irtibat kurdum. Kendimce tedbirler aldım.

Ancak bir gün hiç beklemediğim bir anda, Beşiktaş'ta bir arkadaşımla görüştükten sonra sokakta kendimi çok tedirgin hissettim ve vapura binemedim. Bu arkadaşım ne sevgili olabildiğimiz ne de arkadaş kalabildiğimiz biriydi. Onu her gördüğümde tedirginliğimin arttığını fark ettim. Hemen ardından bayramda köprü trafiğini görünce, Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçemedim. Yine hastane, yine çıldırma korkusu yine sakinleştirici ilaç.

İlaç almamaya kararlıydım. Bu konuda kendimi geliştirmeye karar verdim. Esra Banguoğlu'nun meditasyon videoları ile meditasyon öğrenmeye başladım. Özellikle panik atak için olan bir çalışma vardı. Her gün düzenli yapmaya başladım. Ardından bilgilenme harekatı başlattım. Kendimi takip ediyordum. Örneğin nabzım mı hızlandı, aile hekimine telefon açtım, sebeplerini sordum veya bayılacak gibi mi oluyorum, yine telefon. Panik atakla ilgili değil belirtilerle ilgili bilgi toplamaya devam ettim. Atakların 20 dakikayı geçmeyeceğini biliyordum. Sakinleşmek için balkona, bahçeye çıktım veya telefonla bir arkadaşımı aradım. Biliyorum öyle durumlarda sakin kalmak çok zordur ama mümkünmüş. Bilgi endişelerimi azaltmaya başladı.

Vapura bindiğim gün odağımı tamamen çevremdeki insanlara verdim. Hatta onlarla sohbet etmeye başladım. Her zaman en kötü ne olabilir sorusunu sordum kendime, bayılırsam hastaneye elbet biri götürürdü. Yardım istemeyi öğrendim. Örneğin "Kendimi kötü hissediyorum, yanınıza oturabilir miyim?" gibi. Ardından kendimi çok iyi takip etmeyi öğrendim. Farkındalıklarımı geliştirdim. Panik atak krizlerimin mutlu olmadığım adamlarla beraberken geldiğini gördüm. Sadece sevilmek üzerine olan tüm ilişkilerimi bitirdim.

Net kararlar aldım. Yalnızlığımla ve korkularımla barışacaktım. Kendimi dışsal etkenlere karşı takip altına almakla kalmadım, içeride neler hissettiğimi de anlamaya çalıştım. Yalnız kalmaktan korkuyordum, reddedilmekten korkuyordum, beğenilmemekten korkuyordum, sevgilimin benimden sıkılacağından korkuyordum. Anladım ki panik atak, sadece bedenimin bana bir uyarısıydı. İçeride fırtınalar kopuyordu ve ben farkında bile değildim. Artık sağlıklı, keyifli, mutlu, enerjik, cesur olmayı seçtim. Kendi değerimin farkına vardım. Bu dünyada asla tek başımıza olmadığımızı kavradım. Hırs, rekabet, kıskançlık, dedikodu gibi bana zarar veren her şeyden ve herkesten uzaklaştım.

Üstelik bunları paylaşabileceğim kimse yoktu. Yaşam koçluğu kurumuyla o zaman tanıştım. Her şeyin bende başlayıp, ben de bittiğini, istediğim her şeyi kendimi hiç yıpratmadan elde edebileceğimi kavradım. Beğenilmek, sevilmek, onaylanmak üzere verdiğim tüm tavizlerden uzaklaştığım anda panik ataklarım bıçak gibi kesildi.

Zaman zaman endişelendiğim anlar oluyor elbette. Sıkıldığım anlarda endişelendiğimi fark ettim. Sıkıldığım her neyse hemen değiştiriyorum. Nefes alma tekniklerini öğrendim. Örneğin geçenlerde kuaförde bayılacağımı hissettim. Randevumu iptal edip, çıktım. Çıktığım anda düzeldim. Ruhum, bedenim, zihnim bana zarar verecek her şeyi reddediyor. İç sesimi dinliyorum, gayet mutluyum.

Yorum ekle

Ayşegül'e This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. adresinden ulaşabilirsiniz.