9 Ekim - 18 Ekim tarihleri arasında İstanbul'dayım. Yüz yüze görüşmek için bana buradan telefonla veya eposta ile ulaşabilirsiniz

Ayşegül ile 2011 yılında başladığımız, zaman zaman uzun aralar vererek ilerlediğimiz koçluk görüşmelerinin hikayesini ve kendisinin adım adım neleri başardığını bu bölümde okuyabilirsiniz. Bu yazılar, bölümler halinde farklı mecralarda yayınlandı.

Merhaba arkadaşlar,

Para kazanma konusunda çalışmaya devam ediyoruz. Servet yaratabilecek tek kişi biziz, en son bunu konuşmuştuk. Her alanda olduğu gibi parada da sorumluluk bize ait. Ben artık her akşam durum değerlendirmesi yapıyorum. Neleri yarattım, neleri kendime çektim?

Yaşam koçum Hakan Arabacıoğlu ile para alanında çalışmaya; zenginlerin duygu, düşünce ve davranış biçimini incelemeye devam ediyoruz. Bu arada size yaptığımız meditasyonlardan da bahsetmiştim İş ve Para Meditasyonları gibi duygusal tıkanıklıklarımızın açılmasına fayda sağlayan çalışmalardan. Ben bu meditasyonun çok fazla faydasını gördüm, özellikle parayla ilgili hissiyatımda ciddi bir değişiklik fark ettim. Parayı hak ettiğime inanıyorum artık! Ne var bunda Ayşegül demeyin, düşünün gerçekten parayı hak ettiğimize inanıyor muyuz? Kendimize verdiğimiz değer bu noktada ortaya çıkıyor. Gördüğünüz gibi her şey birbiriyle ilgili.

Ben eskiden hep şöyle derdim "Faturalarımı ödeyecek kadar kazanayım, yeter". Hakikaten faturaları da çok iyi ödüyordum, ama o kadar. Oysa tanıdığım zengin insanlara bakıyorum, fatura için çalışan hiç yok! İşte farklı bir bakış açısıyla daha karşı karşıyayız.

Herkes zengin olmak ister, evet ama sadece istiyoruz. Para ile ilgili bizi tutan inançlarımızı dürüstçe ortaya dökelim, neler çıkacak neler. "Zenginleri parası için severler" "Çok vergi vermek lazım" "Hasta olurum çalışmaktan" ve bir çoğu… Yani biz ne istediğimizi bilmiyoruz arkadaşlar Zengin olalım mı, olmayalım mı? Önce bunun bir kararını vermek gerekiyor. Zenginlerin aklına böyle şeyler gelmiyor hiç. Parayı dostları olarak görüyorlar ve ona odaklanmış halde işlerini devam ettiriyorlar, paralar da akıyor.

Çok çalışmak, üretmek de çok önemli elbette ancak zihnimizde, kalbimizde paraya güzel bir yer açmadıysak çalışmak da nafile… Şimdi gelelim, emeğimize değer verme noktasına. Bu benim için çok önemli. Çünkü piyasada az bulunur referanslarım olmasına rağmen sunduğum hizmetle orantılı bir fiyat biçemiyordum. Aranızdaki fiyat belirleyen satış pazarlama uzmanı arkadaşlar beni çok iyi anlamıştır. Tekliflerimi hazırlarken, kendi yaptığım işin kıymetini değil, karşımdaki insanın bütçesini düşünüyordum. Halbuki bana ne! Karşımdaki beğenmezse zaten söyler, pazarlık yapar, ödemede esneklik ister vs. Ben niye en baştan onu düşünüyorum ki? Çünkü daha en baştan kaybetmekten korkuyordum, emeğime hak ettiği değeri vermiyordum, kendimi değersiz, yetersiz buluyordum.

Şimdi bu konudaki egzersizlerim devam ediyor. Projelerimi sunarken piyasadaki eşdeğer fiyatları öneriyorum. Sonuçları bildireceğim size. Bu konu sadece kendi işini yapan arkadaşlar için geçerli değil. İş görüşmesine gidenler de piyasadan biraz indirerek maaş isterler ki işe alınsınlar veya daha az zam isterler ki kovulmasınlar. Hepimiz yaptık bunları.

Hakan'ın bana bu konuda öğrettiği en güzel şey, kendi emeğimizi değerli hale getirirsek bunun mutlaka görüleceği ve bu değeri verecek olanların bize geleceği oldu. Ben buna yürekten inanıyorum. Para kazanma ve odaklanma konusuna devam edeceğiz. Bu güzel sonbahar günlerini keyifle yaşamanız dileğiyle. Benimle yan yana yürüdüğünüz için teşekkür ediyorum sizlere.

Hayalinizdeki İşe Ulaşın uygulama paketini alarak kendi kendinize yapacağınız uygulamalarla işiniz ile ilgili engelleyen inançlarınızı dönüştürebilir, ne yöne adım atmak istediğiniz konusunda netleşebilirsiniz.

Yorum ekle

Ayşegül'e This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. adresinden ulaşabilirsiniz.