Ayşegül ile 2011 yılında başladığımız, zaman zaman uzun aralar vererek ilerlediğimiz koçluk görüşmelerinin hikayesini ve kendisinin adım adım neleri başardığını bu bölümde okuyabilirsiniz. Bu yazılar, bölümler halinde farklı mecralarda yayınlandı.

Merhaba arkadaşlar,

Hayatımda çok büyük değişimler oluyor. Değişimlerin mimarı, en büyük destekçim yaşam koçum Hakan Arabacıoğlu ile para konusunda çalışmaya devam ediyoruz. Çünkü bu alanda ciddi bir hareketlenme olduğunu size anlatmıştım. Ancak hareketlenmelerin olması sonuca ulaşmak için yeterli değil. İnsan parayı, işleri kendine çekebiliyor ancak fakirlik bilinci hala devam ediyorsa gelen paraları kaybetmek de o kadar kolay olabiliyor. İnsanın bankada çok parasının olması da bolluk, bereket, zenginlik bilincinin göstergesi değil.

Zenginlik bilincini paylaşmaya devam edeceğiz. Benim son görüşmede Hakan'la çalıştığım konu, müşterilerime vereceğim teklifleri hak ettiğim parayı kazanabileceğim şekilde hazırlayabilmemdi. Zenginlik bilinci de her konuda olduğu gibi var oluş seçimlerimizi önümüze getiriyor. Biz kimiz, kim olmak istiyoruz? O kişi olmak için önce o kişi gibi hissediyor, düşünüyor, çalışıyor, planlıyor olmamız lazım. Öncelikle beni takdir eden, saygı duyan, hakkımı cömert ve peşin olarak verecek kişilerle iş yapan biri olmayı seçtim. Bu insanların hayatımda olmasını istiyorum ve odağımı buna kaydırdım.

Bu aşamadan sonra karşıma bu insanlar geldiğinde de emeğimi ortaya koyacak ve hakkımı alacağım teklifler hazırlamam gerekiyor. Çünkü zengin insanlar böyle yapıyorlar. Hakan bana teklif hazırlarken ne kadar fazla alternatif sunabileceğimi öğretti. Yani emeğimin karşılığını alabilmek için karşımdakine birçok seçenek sunabileceğimi gösterdi. Hiç aklıma gelmeyen noktaları fark etmiş oldum. Esnekliğin ne kadar lehime çalıştığını anladım. Seçtiğim kişi oldum, sınırlarımı belirledim. Neyi yapıp neyi yapamayacağımı net biçimde tanımladım ve buna dair kendi emeğime biçtiğim değeri teklife yerleştirdim.

Sadece kendi işi olan veya iş kurmak isteyen arkadaşlar için bu noktayı vurgulamıyorum. Kariyerinde ilerlemek isteyen, iş teklifleri almayı hedefleyen, maaş zammını yükseltmek isteyen herkes için bu düşünce şekli aynı. Çünkü neyi yapmak istersek isteyelim, para kazanmak isteyen insanların tek odağı var, fırsatlar! Para kazanamayanlar nereye odaklanıyor? Engellere!

Kendine, bilgisine, yeteneğine, hayata güvenen insanlar kazanma olasılıkları olan tüm işleri fark edebiliyor. Onların tüm dikkatleri bu noktada oluyor. Para kaybetmeye veya kazanamamaya odaklananlar ise neredeyse başarısız olmak için çalışıyorlar. Peki neden? Ben kendimden biliyorum, tek sebep var: Korku. Kaybetmekten korkmak, başarısızlıktan korkmak, fakirlikten korkmak, itibar kaybından korkmak ilk anda aklıma gelen korkular… Korkular, egomuzun bize oynadığı en iyi oyunlardan biri. Egomuz, mevcut halimizde kalmamızdan, bilirsiniz çok hoşlanır.

Ancak bunu sadece ego oyunu olarak açıklamak eksik olur. Bizim odağımızın nerede olduğu her şeyden daha önemli. Ben demiyorum ki, hırslanalım, kafamızı zengin olmaya takalım, bununla yatıp, kalkalım. Hayır! Tam aksine olabildiğince rahat olalım ki fırsatları da ne hissettiğimizi de, nereye gittiğimizi de fark edelim.

Gelecek yazıda, çalışmamızın sonuçlarını anlatacağım, mutlaka buluşalım.

Sevgilerimle,

Yorum ekle

Ayşegül'e This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. adresinden ulaşabilirsiniz.