Ayşegül ile 2011 yılında başladığımız, zaman zaman uzun aralar vererek ilerlediğimiz koçluk görüşmelerinin hikayesini ve kendisinin adım adım neleri başardığını bu bölümde okuyabilirsiniz. Bu yazılar, bölümler halinde farklı mecralarda yayınlandı.

Merhaba arkadaşlar,

Parayla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Sadece para kazanmak üzerine değil, zengin insanların ruh halini de yaşam koçum Hakan Arabacıoğlu ile konuşuyoruz. Zengin insanların diğer zengin insanlara hayran olduğunu görüyoruz. Toplantılarda, gazetelerde, televizyonda veya anılarını topladıkları kitaplarda, mutlaka örnek aldıkları ve hayranlık duydukları başka zengin insanlardan sevgiyle bahsediyorlar. Oysa şimdi asgari ücretle çalışan arkadaşlara sorsak, Türkiye'nin zengin aileleri ile ilgili bir sürü olumsuz niteleme yaparlar. Zaten başarıyı takdir etmekten pek hoşlanmayan bir coğrafyada yaşıyoruz ve ulaşamayacağımızı düşündüğümüz şeyleri negatif anmayı tercih ediyoruz. Bu ruh halinin bizi zenginlikten giderek uzaklaştırdığını ise fark etmiyoruz bile.

Bu arada zengin olmak için dürüst, olumlu, güvenilir, azimli, çalışkan, enerjik, insanlarla uyumlu, güler yüzlü, bir konuda uzman olmak gibi pek çok özelliğe sahip olmak gerektiğini unutuyoruz. Zengin insanların çoğunluğu iyi vasıfları nedeniyle yükselebiliyorlar. Uyuşturucu kaçakçısı, silah kaçakçısı gibi insanları ben zengin olarak görmüyorum. Daha önce de konuşmuştuk, para sahibi olmak başka bir şey, bolluk bilinci farklı. Biz bolluk bilinci ile ilgili konuşuyoruz. Yani insanın hayatın her alanında kendisine, kendini layık gördüğü bir zenginlik. Oda dolusu parası olan ancak yalnız, sağlığı bozuk, gülmeyi unutmuş bir adam benim ölçülerime göre zengin sayılmıyor.

Paraya dair yanlış inançlarımı Hakan'la yaptığımız testlerde belirlemiştik. Bu inançların değişmesi için egoyla uzlaşmak süreci hızlandıracaktı. Para sahibi olmak içinse paraya, zenginliğe değer vermek gerekiyordu. Ben bunun için emeğiyle zengin olan insanların hikayelerini okudum. Okumaya da devam ediyorum. Bu süreçte, hayatta şans diye bir kavramın olmadığına artık kesinlikle inandım. Şartları fark ederek veya fark etmeyerek, şansı biz oluşturuyoruz. Aldığımız kararlar ve davranış biçimimiz bizi şans, fırsat dediğimiz olaylara ve kişilere taşıyor. Üstelik Hakan'ın taktikleriyle ben bunu çok kolay uyguladım.

Bir de şunu anladım ki etrafımızdaki kişiler çok önemli. Bizi yukarı taşıyacak, hayata bizim gibi bakan insanlarla beraber olmak çok motive edici. Diğerleri hevesimizi kırmaktan başka bir şey yapmıyor. Eskiden hayata olumsuz bakan insanları değiştirmek için çok uğraşırdım, ne kadar beyhude bir çaba! Kişi ancak kendi isterse değişiyor. Aksi halde kimse kimseyi değiştiremiyor.

Şu sıralar kendimle ilgili çalıştığım bir diğer konu da kendi değerimizi tanıtmak, anlatmak. Ben bir iletişim danışmanıyım ve bir liderin kamuoyunda algısının olumlu olması için projeler üretirim. Liderler bir hedef doğrultusunda projelerle yönetirler. Bunun için emek ve para harcarlar. Ben kendi kıymetimi ve üretebildiklerimi çok da iyi anlatamadığımı fark ettim. Yine Hakan sayesinde tabii. Yoksa bana bu durum çok olağan geliyor yani bir değer varsa, biri fark eder nasılsa. Halbuki bu süreci yönetmek ayıp değil. İlle de ortalıkta saçma sapan reklam yapmak gerekmiyor. Herkes kendi ilkelerine uygun olarak, emeğini anlatabilir, öne çıkarabilir. Kendini anlatamayan insanların parasız kalmasına şaşırmıyorum artık.

Burada asosyalliği kastetmiyorum. Asosyaller de aslında yetenekleriyle kendilerini ifade edebiliyorlar. Bu yıl seyrettiniz mi bilmiyorum, Social Network filmi bunu çok güzel anlatıyordu. Yine çenem düştü. Gelecek yazıda bu konuya devam ederiz. Sevgilerimle,

Hayalinizdeki İşe Ulaşın uygulama paketini alarak kendi kendinize yapacağınız uygulamalarla işiniz ile ilgili engelleyen inançlarınızı dönüştürebilir, ne yöne adım atmak istediğiniz konusunda netleşebilirsiniz.

Yorum ekle

Ayşegül'e This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. adresinden ulaşabilirsiniz.