Ayşegül ile 2011 yılında başladığımız, zaman zaman uzun aralar vererek ilerlediğimiz koçluk görüşmelerinin hikayesini ve kendisinin adım adım neleri başardığını bu bölümde okuyabilirsiniz. Bu yazılar, bölümler halinde farklı mecralarda yayınlandı.

Merhaba arkadaşlar,

Biliyor musunuz ben diyet yapmadan bir haftada 800 gram verdim. Nasıl mı? Sadece fark ederek yemek yedim. Size yaşam koçumla birlikte beslenme uzmanı Didem Kanca Üstay ile ideal kiloya ulaşma konusunda çalışmaya başladığımı söylemiştim. Bu hafta Didem'le ikinci kez buluştuk. İkimiz de meraktan ölüyorduk. Ben meraktan sabah 09:30 da onun Dragos'taki muhteşem merkezindeydim. Tartıya çıktım ve muhteşem sonuç!

Aslında tek yaptığım, bu konudaki sorumluluğun bende olduğunu fark etmek oldu. Henüz sadece fark etme aşamasındayım. Bir haftada bu sorumluğu üstlenmek, yılların alışkanlıklarını bir anda bırakmak pek mümkün değil. Zaten Didem de bana fark ederek yeme alışkanlığının zamanla oluşacağını baştan söyledi.

Şimdi Didem'le tanıştığım ilk güne dönelim. İlk randevuya, aldığımız kararların gününe. Ofiste konuştuk. Fark ederek, yediğimizin tadına vararak yiyecektik ve doyduğumuz anda bırakacaktık. Kendimizi ara öğün diye zorlamak da yoktu. Acıktığımızı hissettiğimiz anda yiyecektik ve her şey serbestti. Tüm bunlarda mutabık kaldık. İnanın nasıl olduğunu bilmiyorum, ben bu konuşmadan sonra kendimi Bağdat Caddesi'nde Barış Büfe'de sosisli sandviç yerken buldum. Egom işbaşındaydı. Muhteşem kilolarımdan ayrılmak istemiyordu.

Didem'in sözcükleri hafta boyunca kulaklarımdaydı. Yemek yediğim her an, keyif almak için zaman ayırdım ve doyduğum anda bıraktım. Elbette bırakamayıp, saldırdığım an da oldu. Bir arkadaşım geldi ve beraber domatesli kebap yedik. Harikaydı. Doymamıza rağmen hepsini yedik. Şimdi bu anda başka bir şey daha öğreniyorum. Vicdan azabı çekmek, kendimi suçlamak yerine sapmalar olabilir deyip, hemen tekrar başa dönüyorum.

Bu haftanın en belirgin değişimi pastane ürünlerinde oldu. Bayılırım Moda'da Papatya Fırın'ın istisnasız her ürününe. Sadece tam tahıllı ekmek aldım ve 2 haftadır hiç pastane ürünü yemedim. Yasak değil ama yemek aklıma gelmiyor. Sanki odağımdan tamamen çıktılar. Aynı şekilde tatlı da öyle. Dikkat ettim canım hiç tatlı istemiyor. Ben Didem'in ne yaptığını anlamadım. Sanki ilk haftada zihnimi programlamış gibi. Bu arada var oluş seçimlerimi net bir şekilde ortaya koyduğumu fark ediyorum. Örneğin, balık yemeyi tercih ediyorum. Salataları zenginleştirip, çeşitlendiriyorum.

Didem bana farkındalıkların bir anda değişemeyeceğine dair örnekler verdi. Bir danışanı 5 ay kilo verememiş, az vermiş, az almış ama zihnini bu konuda programlamaya gayret etmiş. Son bir kaç haftadır birdenbire kilo vermeye başlamış hem de 12 kilo. Ben tabii daha çok heveslendim.

İyi de zihnin şartlanmışlıklarından nasıl uzaklaşacağız? Ben sabahları yine simit yiyorum ama yarısını. Didem'in önerisiyle yarısını buzluğa koyuyorum. Alıştım demiyorum, kendimi yarım yeme fikrine alıştırıyorum diyelim. Kebap da serbest ama yarım!

Bu arada ego kalıplarımızın da kilo alma vermedeki rolünü unutmayalım. Menopoza giren kilo alır, yaş ilerledikçe kilo alınır gibi ego kalıplarına Didem gülüp geçiyor. Eğer mevcut durumu değiştirmek istiyorsak, inançlarımızı ve alışkanlıklarımızı değiştirmemiz yeterli. Bunu alkolü, sigarayı, uyuşturucuyu, kolayı bırakmak için de kullanabiliriz. Bağımlılıklarla ilgili daha fazla bilgi edindiğimde size aktaracağım.

Bu haftaki ödevim kahvaltıya dikkat etmek ve her zamankine göre yarım porsiyon yemeyi hayata geçirebilmek. Gelişmelerden size haberdar edeceğim. İsterseniz birlikte kilo verebiliriz. Mektuplarınızı bekliyorum.

Sevgilerimle,

Yorum ekle

Ayşegül'e This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. adresinden ulaşabilirsiniz.