Ayşegül ile 2011 yılında başladığımız, zaman zaman uzun aralar vererek ilerlediğimiz koçluk görüşmelerinin hikayesini ve kendisinin adım adım neleri başardığını bu bölümde okuyabilirsiniz. Bu yazılar, bölümler halinde farklı mecralarda yayınlandı.

Merhaba arkadaşlar,

Merakla beklediğinizi biliyorum, çünkü ben de çok merak ediyorum. Bu hikaye nereye doğru gidecek? Sonucun ne olacağı çok önemli mi? Hayır. Ama ben kadın, erkek ilişkilerinde, mutlu olmak istiyor muyum? Kesinlikle evet!

Pencerenin önündeki yakışıklı sporcunun kim olduğunu elbette araştırdım. Evli değildi, büyük bir olasılıkla sevgilisi yoktu. Bu benim için çok önemli, çünkü varoluş seçimlerim arasında bir kadınla beraber olan erkeklerle ilişki yok! Araştırma safhasını size hiç anlatmayayım, tüm dedektif ruhlu arkadaşlarım devreye girdi ve epeyce bilgi toplandı.

Önemli olan benim ne hissettiğimdi elbette. Fark ettim ki benim ona ihtiyacım yok, ondan hiçbir şey beklemiyorum, talebim yok, onay ihtiyacında değilim, olursa muhteşem olur, olmazsa aşka dair çok yol katetmiş olacağım ve onu tanıdığım için şükredeceğim.

İşte bu ruh haliyle, yaşam koçum Hakan Arabacıoğlu'nun kapısını çaldım. Hikayeyi ona anlatmadım. Aslolan benim kadın erkek ilişkilerinde yol katetmek isteğimdi. Görüşmemiz son derece rahat ve keyifli geçti. Anladım ki ben kendimi bu alanda da yenilemeye hazırım. Konuştuğumuz ilk konu, anne ve babamla ilişkimiz oldu. Kız çocuklarının babayla olan ilişkisinin ne kadar belirleyici olduğunu bir kez daha anladım. Hakan, babama mektuplar yazmamı istedi. Öğrendim ki anne ve babayla ilişkimizde sorun varsa, kadın erkek ilişkileri de aksıyor.

Öfkenizi uygun bir dille ifade edin yazısındaki mektup şablonunu kullanarak, mektuplarımı yazdım. Bu mektupları yazarken, ilk anda hissettiklerimiz çok önemli. Ben ilk anda yalnızlık, ilgisizlik ve takdir görememeyi hissettim. Hiç şaşırmadım. İlişkilerimin genel haline bakınca, aynı şeyleri yaşadığımı söyleyebilirim.

Hakan'la konuştuğumuz ikinci konu, düşünce kalıplarımıza uygun kişileri yaşamımıza çağırdığımızdı. Örneğin, "erkekler güvenilmezdir" şeklinde bir inancımız varsa, hakikaten güvenilmez tipler bizi buluyordu. Bu kalıpları fark etmemiz ve bu düşüncelerle el sıkışıp ayrılmamız çok iyi olacak.

"Meli, malı, lazım" gibi ekleri, kelimeleri sık kullanıyorsanız, siz de dikkatli olun. Muhtemelen sizin de benim gibi koruyucu, güvenlikli, içeriye kimseyi almayan bir "kalkan"ınız var. Bu kalkan meselesini Hakan'dan öğrendim. Bize hizmet etmeyen düşünceler, kalıplar bir süre sonra koruyucu bir kalkan oluşturuyor ve hayatımıza girmeye çalışan her insan o kalkana çarpıp, uzaklaşıyor.

Çalışırken, Hakan pat diye evlendiğinde ne olacağından endişe ediyorsun, diye sordu. Şaşırdım ne endişesi dedim. Sonra bunu bana ev ödevi olarak verdi. Yani neden endişe ettiğimi düşünecek ve ilk anda hissettiklerimi yazacaktım. Gerçekten inanamıyorum, ben bu ödevi yapmaya oturduğumda ve bu soruyu sorduğumda, aklıma neler geldi neler. Yazıyorum siz de bana yazın:

1. İkimizin de sıkılacağından…
2. Aldatılacağımdan…
3. Terk edileceğimden…
4. Özgürlüğümün kısıtlanmasından…
5. Tek başıma bir evin sorumluluğunu almaktan…
6. Çocuk istemesinden…
7. Tanımadığım bir aileye girmekten…
8. Aldatacağımdan…
9. Dil birliği, yakınlık, sıcaklık, ortak keyifler, güven duygusu yakalayamamaktan…
10. Zaman ayıramamaktan (özellikle çalışırken) endişeleniyorum.

Görüyorsunuz değil mi? Bu koşullarda, nasıl evlenme teklifi alabilirim ki? Nasılını Hakan öğretecek. Görüşmek üzere.

Hayalinizdeki İlişkiye Ulaşın uygulama paketini alarak kendi kendinize yapacağınız uygulamalarla ilişkiniz ile ilgili engelleyen inançlarınızı dönüştürebilirsiniz.

 

Yorum ekle

Ayşegül'e Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresinden ulaşabilirsiniz.