Ayşegül ile 2011 yılında başladığımız, zaman zaman uzun aralar vererek ilerlediğimiz koçluk görüşmelerinin hikayesini ve kendisinin adım adım neleri başardığını bu bölümde okuyabilirsiniz. Bu yazılar, bölümler halinde farklı mecralarda yayınlandı.

Merhaba dostlarım,

Kilo verme serüvenimde bana yol arkadaşlığı yaptığınız için teşekkür ediyorum. Yaşam koçum Hakan Arabacıoğlu ile yaptığımız ilk görüşmeyi anlatmaya devam edeceğim. Hatırlarsanız, zayıflama isteğimin altında yalnız kalma korkusu çıkmıştı. "Yalnız bırakan sensin kendini" dedi Hakan. "Nasıl benim?" dedim, deli miyim kendimi yalnız bırakayım? Yalnız bırakmak ne demekti?

İnsanın kendi içinde neler olup bittiğine bakmamasıydı yalnızlık. Ne hissettiğine, ne istediğine, neye ihtiyacı olduğuna bakmamasıydı. Kendinden iyice uzaklaşmasıydı yani. Kendimizi sevmemek ve beğenmemek de buna dahildi ne yazık ki. Hakan'ın ilk önerisi içimdeki çocuk ile bir an evvel buluşmam oldu. Bunun için güzel bir meditasyon önerdi. Eğer meditasyonu denemek isterseniz Üyelere Özel bölümündeki İçinizdeki Çocuk Meditasyonu'na göz atabilirsiniz.

Kendini sevmeyen ve beğenmeyen insan, ne yaparsa yapsın bedenine de hayal ettiği formu veremiyor. Çözümler geçici olabiliyor ya da estetik ameliyatların ardı arkası kesilmiyor. Oysa kişi kendini sevmeye beğenmeye başladığı anda bu düşüncenin frekansı, dışımızdaki dünyayı da şekillendirmeye başlıyor. Vücudumuz da gerçekten beğeneceğimiz forma giriyor. Ben buna yürekten inanıyorum ve egzersizlerimi yapmaya başladım. Her gün ayna karşısında veya aklıma gelen her an "Kendimi Seviyorum", "Kendimi beğeniyorum", "Kendimi olduğum gibi kabul ediyorum" cümlelerini tekrar ediyorum. Bu tekrarlar inanmasanız bile kısa sürede zihninizdeki inancı yenilemeye başlıyor. Beden de beğeneceğimiz forma girmeye başlıyor. Ben şimdiden bu duruma seviniyorum ve şükrediyorum. Bu tekrarları sadece zayıflamak için değil yaşamınızda yenilemek istediğiniz her alanda uygulayabilirsiniz.

"Kilolu olmanın sana ne gibi faydası olabilir?" diye sordu Hakan. İçimden bu adam iyice delirdi diye geçirdim. Kilonun ne gibi bir yararı olabilirdi ki? "Kilonun bir koruma kalkanı olduğunu" söylüyordu Hakan. Kendimi neden koruyor olabilirdim? Üstelik bu dünyanın güvenilir bir yer olduğuna ve korunduğumuza da inanıyordum. Zihnimin yeni bir oyunuyla karşı karşıyaydım. Farkında olmadan kendime koruma alanı oluşturmuştum. Bunun için geriye doğru ne zaman kilo almaya başladığım döneme doğru gittik.

Kendimi ifade ettiğim, kendi değerimi bulduğum ve tüm hayatımı onun üzerine kurguladığım işimden atılmıştım ve bunun büyük bir haksızlık olduğunu düşünmüştüm. İşte o dönemde kilo almaya başladım. Kilolarım beni haksızlıklardan, incinmelerden, yaralanmalardan koruyacaktı. Tampon bir bölge gibiydi yani. Kilolu insanların herhalde çoğunluğu kendilerini incinmekten bu şekilde koruyorlar. Siz de kilo almaya başladığınız günlere doğru gidin. Bakalım benzer sebepler bulabilecek misiniz?

Kilolu olmamın başka ne tür faydaları olabilirdi? Kilolu olmak bizi hayattaki sorumluluklarımızdan uzaklaştırabiliyor. Yani başımıza gelen herhangi bir şeyin sorumluluğunu kilolara yükleyebiliyoruz, bu çok da kolay oluyor. Siz de çevrenizde hiç duymuyor musunuz ya da hiç düşünmediniz mi, kilo nedeniyle terk edildiğinizi, işsiz kaldığınızı, parasız kaldığınızı? "Şişman olduğum için işten atıldım" demek sorumluluklarımızdan kolaylıkla kaçabildiğimizi sağlayan, ego menfaatini çok net gösteren bir cümle. Egoya göre her şeyin suçlusu kilo! Öyleyse neden zayıflayalım, menfaatlerimiz gereği kilolu olmak daha kolay! Kilo nedeniyle kendimize dönüp bakmıyoruz, kendimizle yüzleşmiyoruz. En büyük menfaatimiz de bu zaten!

Hepimiz yapıyoruz bunu ve hiç farkına bile varmıyoruz. Eğer siz de benim gibi kilolarınızdan tamamen hafiflemek istiyorsanız, hep beraber yüzleşeceğiz. Kilo verince ne olacak ve kilolu olmanın bana ne faydası var sorularını, gerçek yanıtları bulana kadar soracağız.

Neden görünmek istemediğimizi, neden gizlendiğimizi, insanları neden uzaklaştırdığımızı tespit ettiğimiz anda kolaylıkla inceleceğiz. Yok o kadar zor değil, bu iki soruyu kendimize dürüstçe sormaya devam edersek, içimiz bize her şeyi anlatıyor. Güvende olduğumuzu, desteklendiğimizi, gücümüzü, ışığımızı, istediğimiz her şeyi her an yaratabileceğimizi daima hatırlayalım. Bu konuda Hakan’ın önerisi, sebebi belirledikten sonra affetme çalışmaları yapmak. Kendini, insanları, dostlarını affetmek ve kendini şifalandırmak.

Sevgilerimle,

Yorum ekle

Ayşegül'e Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresinden ulaşabilirsiniz.