9 Ekim - 18 Ekim tarihleri arasında İstanbul'dayım. Yüz yüze görüşmek için bana buradan telefonla veya eposta ile ulaşabilirsiniz

Yıllarca iyi ve kötü diye birçok tarifle büyütüldük. "Kurumsal bir işyerinde çalışmak iyidir. Karşı cinse istekli görünmek kötüdür. Ispanak yemek iyidir. 30'undan sonra bekar kalmak kötüdür." gibi zihnimiz pek çok iyi ve kötü ile dolu. Bu iyi ve kötülerin arasında kendimize ne istediğimizi sormak hiç öğretilmedi. Önümüze konanların içinden hep "iyi" olanları seçmemiz gerekiyor sandık, kendimizi de buna zorladık.

"Bu iyidir, bu kötüdür" diye büyütülenlerin kafalarının içinde dev bir koro var. Anne, baba, anneanne, komşu gibi geniş bir kadrodan oluşan bu koro, gün boyu "Şunu yaparsan iyi olur, şunu yapmazsan kötü olur" diye konuşup duruyor. Kafalarındaki koronun yarattığı gürültü o kadar büyük ki, o gürültünün içinde kendi seslerini de duyamıyorlar. Ne istediklerinden kendilerinin bile haberi yok.

Ayrıca, aynı kişiler neyin iyi neyin kötü olduğunun kendilerine öğretilmediği bir durumla karşılaştıklarında şaşırıp kalıyorlar. Örneğin bir danışanıma çocukluğundan beri erkeklerin yanında gülmenin, erkeklerin gözlerine bakarak konuşmanın kötü bir şey olduğu öğretilmiş. Ancak ona erkeğin yanında "şunu yapmak kötüdür" diyenler, neyin iyi(!) olduğunu hiç anlatmamışlar. O yüzden de kendisi iş hayatında oldukça itibarlı bir yerde bulunmasına rağmen, hoşlandığı bir erkekle yemeğe çıktığında ne yapacağını bilemiyor ve eli ayağına dolaşıyordu. "Ne yapmalıyım?" diye bana soruyordu.

Bu kişilerin kafalarındaki iyi ve kötü tarifleri kendilerine yetmediğinde, başkalarının iyi ve kötülerinden medet umuyorlar. "Arayayım mı, aramayayım mı? Görüşelim mi, görüşmeyelim mi? Mesaj olarak şunu mu yazayım, bunu mu yazayım?" diye soran kişiler tanıyorum. Sordukları zaman, birisinin iyi dediğine başkası kötü derse kafaları iyice karışıyor. Ne yapacaklarını bilemez hale geliyorlar. "Ben ne yapmak istiyorum?" diye sormak akıllarına gelmiyor.

Kafanızdaki koronun sesini kısın, "Ne yapmalıyım?" sorusunu bırakın ve bundan sonra biraz da kendinize kulak verin: "Ben ne yapmak istiyorum?"

Not: "Yapamam, yaparsam şöyle olur" gibi sesler, "acaba"lı sorular iç sesiniz değildir. Kafanızdaki koronun sesidir. Aşağıdaki yorum kısmına "Olmuyor" türü bir şey yazıyorsanız büyük ihtimalle iç sesinizden çok uzaktasınız. Kendi iç sesinizle konuşmayı başlatmak için, üyelere özel bölümündeki İçinizdeki çocuk meditasyonu`nu yapmanızı öneririm.

İlgili Yazılar

Yorumlar  

#31
Evet ''ben ne istiyorum?'' Günümüzde insanlar Ben ne istiyorum? sorusundan çok ailem, eşim, dostlarım, kardeşim ne istiyor, beklentileri neler sorusuna o kadar odaklanmışlar ki artık 'ben' demeyi unutmuşlar. Özellikle sevdiğimiz ve değer verdiğimiz insanları kaybetmekten korktuğumuz anda kendimizden vazgeçip onların isteklerinin frekansına girmeye başlıyoruz ve bu noktada 'ben' diye bir şey kalmıyor.İşte bundan sonra çevremizdeki insanların istekleri önemli olduğu için mutsuz olmaya başlıyoruz, kendine güven kaybı yaşıyor ve gerçekten ne istediğimizi bilmez hale gelip, başkalarının hayatını yaşamaya başlıyoruz. Öncelikler 'ben' olmaktan çıkıyor.
Hakan Bey'le tanışana kadar bende hayattan ne istediğini bilemeyenler arasındaydım. El alem ne der diye ben onların istediği gibi yaşıyordum.Bu kelimeyi kullanmayı sevmiyorum ama gerçek buydu..Farkettim ki insan önce kendisinin ne istediğini bilmeli.. Öncelik başkaları değil BEN olmalı.
ay 18 Şubat 2014
#32
Ben ne istedigimi bilmiyorum.bu çok büyük bir problem
Ne istediğimi bilsem yürüyecek cesaretim var ama nereye yürümem gerektiğini bilmiyorum.buna bir çözümünüz var mı?
Cem hızar 24 Aralık 2015
Yorum ekle

Okuduğunuz yazıyı beğendiyseniz, uygulamaları da içeren üyelere özel yazıları okuyabilmek ve sitedeki güncellemelerden haberdar olmak için üye olabilirsiniz.