9 Ekim - 18 Ekim tarihleri arasında İstanbul'dayım. Yüz yüze görüşmek için bana buradan telefonla veya eposta ile ulaşabilirsiniz

Kendimi tek başına karanlık bir lâbirente bırakılmış gibi hissediyordum. Ne bir ışık ne de çıkış yolu vardı. Bir şey yapmadan öylece duruyordum. Annemi kaybettikten sonra dondurduğum hayatım hiçbir yaşam belirtisi göstermiyordu. Bir de üzerine babamla anlaşmazlıklarımla ve hayatın bana yaptığı kötü sürprizlerle uğraşıyordum. Hayatımın ne kadar çıkmazda olduğunu, çabalasam da değişmeyeceğini anlatacağım (belki de ikna edeceğim) birini arıyordum.  Hakan Bey’le ortak tanıdığımız öğretmenim vesilesiyle görüşmeye karar verdim. Anlatacağım kişiyi bulmuştum. Ancak hiç tahmin ettiğim gibi olmamıştı çözümsüzlüğe ikna falan da edemedim.

İlk görüşmemizde ağlak, ne çözüm sunulsa “ama” ile başlayan bitmek bilmeyen cümleler kuran ufak mızmız bir Derya vardı. Ah zavallı Derya…

“Çözümsüz bir dünya yok Derya” demişti. Hâlâ bu söz kulaklarımda çınlar. Evet, çözümsüz bir dünya yokmuş. Çözümü aramayan Derya varmış.

İlk olarak üzüntülerim, kızgınlıklarım, korkularım, yanlış inançlarım ve yanlış sorularımdan arınarak başladık Derya projeme. Bu arınma dönemi sancılı ve biraz uzun sürdü. Ancak değdi yeni bir “ben” doğuyordu. Arınan, hafifleyen, yanlış inançlarını yıkıp yeni inançlar edinen, artık doğru sorular soran, çözüm üreten bir Derya çıkıvermişti karşıma. İtiraf etmeliyim ben çok sevdim bu Derya’yı.

Özgür olamamaktan şikâyet ederdim. Oysa sınırlar hep kafamdaydı. Kafamdaki “olmaz” inancı beni esir ediyordu. Bunu anladığımda dağıldım. Bugüne kadar inandığım tüm inançlar yıkıldı. Hayatımı bu hale nasıl getirmiştim? Özgür bıraktım esir ettiğim inançlarımı… Özgürlüğüm o an başladı.

İnsanların beni dikkate almamasından, kararlarımı kendim verememekten şikâyet ederdim. Ancak minik bir kız çocuğu gibi davrandıkça farklı bir şey de beklenemezdi. Büyümeye başladım. İnsanların bir süre sonra kararlarımı önemsediğini fark ettim. Birey olduğumu, kadın olduğumu hissettim. Yürüyüşüm, ses tonum bile değişti.

Yıllarca dondurduğum hayatımı yaşamaya başladım. Öylesine sabırsızdım ki… Artık hayaller kuruyorum. Her gün inanılmaz sürprizlerle karşılaşıyorum. Hayallerim için adımlar atıyorum. Evren beni çok seviyor.

Arkadaşlarım ağlak, şikâyet eder hallerinden kararlı mutlu insanlara dönüştüler. Ben değiştikçe çevrem değişti. Çevreme mutlu, başarılı insanlar çekmeye başladım. Ben değiştikçe dünyamı değiştiriyor olmak müthiş bir duygu.

Başta değişmemekte inat eden egoma rağmen adımlar atarak ilerledim. Ancak şimdi kendimle birlikte adımlar atıyorum. Biliyorum ki bunlar Derya projem için yapacaklarımın başlangıcı.

Hayatıma yaptığım en büyük yatırım: Derya Projesi. Bu projenin mimarı Hakan Arabacıoğlu’na sonsuz sevgi ve teşekkürlerimi iletiyorum.

Derya, Balıkesir - Haziran 2011