Aşağıdaki yazıyı zaman zaman önerdiğim Aykut Oğut'un Evrenden Torpilim Var kitabından aldım. Bir işi yaparken onu ana hatlarıyla nasıl programlayabileceğinizi, boyunuzu aşan kısımlarını da evrene havale ederek onunla işbirliği içinde nasıl çalışabileceğinizi anlatıyor.

Bu konular üzerinde çalışırken yazıp çizmeyi, yani daha elle tutulur egzersizleri seviyorsanız, işte tam size göre bir tane. Bu egzersizi iki ayrı kaynaktan öğrendim. Hocam Mike Dooley “piramit” şeklinde verir genelde bu egzersizi ve Abraham Hicks doğrudan “işleri asistanınıza” yüklemekten bahseder. Ben de piramitle asistanı birleştirerek veriyorum.

Diyelim olmasını istediğiniz bir hayaliniz var. İlişki, iş, para, öğrenmek istediğiniz bir şey. Her ne ise, ama şu anki imkânlarınızla nasıl altından kalkacağınızı bilmiyorsunuz. Bir şekilde kendinizi KISITLANMIŞ hissediyorsunuz. Hemen işlerin bir kısmını asistanınıza, Evren’e yükleyin.

Bu egzersizle son derece kısa sürede harika sonuçlar elde ettim. Hatta en iyisi size kendi örneğimi verip, uygulamasını öyle göstereyim.

Devamı için kayıt olun...

Yorumlar  

#1
süper gerçekten biliyormusunuz hakan bey okur okumaz aynısından bir piramitde ben yaptım.hadi bakalım evren görevini en kısa sürede yap...:-)
tan 3 Haziran 2010
#2
kendime ait 3 ayrı piramit çizdim...hadi bakalım, herkes kendi üstüne düşeni yapsın:-)
menekse 23 Haziran 2010
#3
yüreklendirici bir yazı,ama ben ayrasehri.com'u göremedim.:sad:
DERYA 14 Kasım 2010
#4
Niye piramit? Hem bu ucgen. Hem neden baska bir duzgun geometrik sekil ( daire, kare,dikdortgen vs) degil? Ilginize simdiden tesekkurler
Tom 12 Nisan 2011
#5
paylaşım için çok teşekkürler.bende bugün itibariyle işlerin büyük bir kısmını asistanıma yükledim.yani piramitin sol tarafı baya yoğun.ve evren şu saat ititbariyle çalışmaya başladı.pazar günü görevini tamamlar tabiki bende.olacalakları düşündükçe çok heyecanlanıyorum.....
ışıl 22 Nisan 2011
#6
bende hemen yaptım aynısından, evrenlede görev paylaşımı yaptık görücez bakalım=)
TULUĞ 10 Mayıs 2011
#7
ben bu piramiti yaptım ve dolabımın üstüne yapıştrdım ve bekliyorum sanırım biraz sabırsızım en iyisi sabet edip beklemek
öznur uludağ 9 Aralık 2011

Yorum yazmak için lütfen üye girişi yapın.

Günlüğümden Son 2 Yazı

  • Sana nasıl yardım edebilirim?

    Yaklaşık 7 sene önce çalıştığım işyerinde kendimi çok sıkışmış hissederken posta kutuma bir mesaj geldi. İçimizdeki Tanrıdan başlığını taşıyan bu mesaj şöyleydi: Pek çok ruh, bu dönemde dünyadaki kargaşa ve karışıklık için bir çözüm arıyor. Bu...

    Devamını oku...

  • Mutlu olmayı bekleyenlerden misiniz?

    Geçtiğimiz günlerde bir danışanım sevgilisinden ayrıldığını söyledi. Nedenini sorduğumda "Beni mutlu etmiyordu" diye bir cevap verdi. Bu cevaba çok şaşırdım. Beni mutlu etmiyordu demek, "Ben kendi başıma mutlu olmayı beceremiyorum, gelen beni...

    Devamını oku...

Yüzleri Gülenler...

Ayna’ya Bakabilmek!

İçinde bulunduğum buhranı bir türlü tanımlayamıyordum: Benim neye ihtiyacım vardı onun bile farkında değildim! Çevremde gördüğüm “ideal” yaşamları taklit mi ediyordum yoksa kendi seçimlerim doğrultusunda mı yaşıyordum? Öyle ki, “at gözlüklerimi” takmış yaşadığım bütün zorlukların ya da başarısızlıkların suçunu da “dış dünya”ya yüklüyordum. Ta ki Hakan Bey’le tanışıncaya kadar...

Hakan Bey’le seanslara başladığımızda formda doldurmuş olduğum maddelerden ziyade asıl neye ihtiyacım olduğunu anlaması -ki bunu ben bile anlayamıyordum- beni oldukça etkilemişti ve o an “evet doğru adresteyim” diye içimden geçirmiştim. Yaşadığım iletişim problemlerine bir nevi ayna tuttu: Ben “kurban” rolünü o kadar benimsemiştim ki bir türlü olayların dışından bakamıyordum. Bir görüşmemizde bana şöyle demişti : “Kişi ancak kendi seviyesinden görebilir görmek istediğini!” İlk başta anlam verememiştim ve Hakan Bey’i devamlı “dış dünyanın” bana kötü davrandığını ikna etmeye çalışıyordum! Halbuki bütün bu enerjim nafileydi, hâlâ ayna’ya bakmaktan kaçıyordum.

Ancak zamanla, hayatımı zorlaştıran soruları sormayı bıraktığımda, yaşadığım iletişim sorunlarının olumlu yönde değiştiğini gözlemledim. Evet, ben düşünce şeklimi değiştirdikçe ve beni bataklığa sürükleyen sorulardan vazgeçince hayatımın olumlu yönde değiştiğine tanık olmak beni daha önce hiç tanışmadığım “ben”e götürdü. Hakan Bey’in dediği gibi asıl olan “Mesele dış dünyada değil, kendi titreşimlerini değiştirmek” idi!

Kaliteli tohum atıp kalitesizleri ayıklamaya” başladığımdan beri daha huzurlu ve mutluyum, teşekkürler...

Ö. T. - Mayıs 2011

Devamını oku

Tüm yüzleri gülenler için tıklayın